image18

ESKİ SMYRNA ANTİK KENTİ

 Eski Smyrna kenti, İzmir Körfezinin kuzeydoğusunda, Bayraklı’da bulunan bugünkü adı Tepekule (eskiden Hacı Mutzo) olan bir tepecik üzerinde yer almaktadır. Bayraklı Höyüğü olarak da bilinen Eski Smyrna’nın kurulmuş olduğu yaklaşık 365 x 250 m ölçülerindeki bu tepe, aslında Sipylos dağından güneybatıya uzanan alçak, kayalık bir burundur. Bu kayalığın üzerindeki yerleşimin MÖ 3000 yıllarına kadar erkene gittiği anlaşılmıştır. 


Bayraklı Höyüğünden ele geçen en erken buluntular Eski Tunç Çağına yani MÖ 3. bin yıllara ait seramik parçalarıdır. Henüz büyük alanlarda araştırılamamış olsa da höyükte saptanan en erken mimari buluntular MÖ 17. ve 15. yüzyıllara tarihlenmektedir. Bu buluntular arasında işlikler, ocaklar ve depo yapıları içeren ev kalıntıları yer almaktadır. Ele geçen veriler MÖ 2. bin yerleşiminin, höyüğün büyük bir kısmına yayıldığını ortaya koymaktadır. Höyük, MÖ 11. yüzyılda Yunanistan’dan gelen Aioller tarafından ele geçirilmiş ve böylece Smyrna kentinin üç bin yıllık tarihsel serüveni başlamıştır. Tipik gri seramikleriyle kendini kanıtlayan Aiol yerleşiminin hemen üzerinde saptanan buluntular, kentin bir süre sonra İonlar’ın eline geçtiğini göstermektedir. MS 1. yüzyılda eser vermiş olan Amasyalı Strabon’a göre, şehir Kolophon’dan gelenler tarafından ele geçirilmiş ve sonradan İonia Konfederasyonunun on üçüncü üyesi olmuştur. Kazılarda ele geçen buluntular, Smyrna’nın MÖ 7. yüzyıldan başlamak üzere üç yüzyıl boyunca bölgedeki ticari ve siyasi faaliyetin toplandığı bir merkez olduğunu ortaya koymaktadır. 


Eski Smyrna kuruluşundan itibaren birçok yıkıma da sahne olmuştur. İonlar tarafından ele geçirilişinin nasıl bir tahribe neden olduğu bilinemese de, MÖ 700 civarında kentin olasılıkla bir deprem nedeniyle tümüyle yıkıldığı saptanmıştır. Bu büyük yıkımın etkilerini, Smyrnalılar kentlerini tekrardan hem de daha da genişleterek inşa etmekle kısa sürede bertaraf etmişler, bu arada kentin doğu kenarına büyük Athena Tapınağını da yerleştirmişlerdir. Yüz yıl sonra, MÖ 600 yılında Lydia kralı Alyattes, kentin yüksek surlarını önüne büyük bir tepe yığarak aşar ve kenti ele geçirir. Höyüğün kuzeybatı kısmını kaplayan yığılmış topraklı alanın Lydialılar’ın bu stratejik tepesi olduğu düşünülmektedir. Lydia saldırısından kısa bir süre sonra, yıkılan tapınak ve surlar tamir edilerek kent tekrar inşa edilir. MÖ 545 yılında doğudan gelen Persler, tüm Batı Anadolu ile birlikte Smyrna’yı da ele geçirirler ve olasılıkla Büyük İskender tarafından geri püskürtülene kadar kenti idarelerinde tutarlar. En parlak dönemini MÖ 650-545 arasında yaşamış olan, ancak MÖ 545 yılındaki Pers istilası sonrasında eski önemini kaybetmeye başlayan kent, höyükte saptanan evlerin gösterdiğine göre Hellenistik Dönem başına kadar yerleşime sahne olmuştur.Büyük İskender tarafından Batı Anadolu'daki Pers egemenliğine son verilmesinin ardından Smyrna, MÖ 300 dolaylarında Pagos (Kadifekale) eteklerinde kurulan yeni kente taşınmıştır. Bu dönemden itibaren Eski Smyrna, artık bir köy yerleşimi olarak Roma İmparatorluk devri içine kadar yaşamını sürdürmüştür. 

KAZI VE ARAŞTIRMA TARİHÇESİ

Eski Smyrna’da ilk sistemli arkeolojik çalışmalar 1948 yılında, Atina İngiliz Arkeoloji Enstitüsü ile Ankara Üniversitesi’nin ortak kazısı olarak J.M. Cook ve E. Akurgal başkanlığında başlamıştır. 1951 yılına kadar süren bu çalışmalar, höyükteki tabakalanmanın anlaşılmasının dışında, Hellen kavimlerinin Anadolu’ya gerçekleştirdikleri ilk göçlerin tarihinin araştırılması açısından da çok önemli sonuçlar vermiştir. Anadolu’daki en erken Yunan tapınağı olan Athena Tapınağının Geometrik ve Arkaik Döneme ait mimari kalıntıları ve kent savunma sistemi bu ilk kazıların önemli mimari buluntularıdır. İkinci dönem Eski Smyrna kazıları 1966-1992 yılları arasında Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal başkanlığında gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalarda, Bayraklı Höyüğü’nde Geometrik, Arkaik ve Klasik Dönemlere ait yerleşme katları daha ayrıntılı olarak araştırılmış ve MÖ 11-4. yüzyıllar arasına tarihlenen kesintisiz on yerleşme katı saptanmıştır. Eski Smyrna’daki üçüncü dönem çalışmaları Prof. Dr. Meral Akurgal başkanlığında 1993-2013 yılları arasında sürmüştür. Bu çalışmalarda, kent içindeki bazı alanların yanı sıra esas olarak kent surları ve kentin kapılarının araştırılmasına ağırlık verilmiştir. Kentteki kazılar 2014 yılından itibaren Ege Üniversitesi adına Prof. Dr. Cumhur Tanrıver tarafından yürütülmektedir.